« Önceki | Sonraki »

24/7/2007

Mezozoik Zaman

Mezozoik Zaman
(251.4 myö-65.5 myö)
Dinozorlar çağı

Bu zamanda sürüngenlerin Permiyende başlayan karasal ekosistemlerdeki baskınlığı, diğer ekosistemlere de yayılır ve artarak devam eder.

Permiyende oluşan dev kıta Pangea, Mezozoiğin ilk döneminin sonuna kadar varlığını sürdürür; fakat, daha sonra parçalanmaya başlar. Zamanın son dönemi olan Kretasede Lavrasya ve Gondvana yeniden birbirinden ayrılır. Kıtalar daha da küçük parçalara bölünerek hemen hemen günümüzdeki biçimlerini almaya başlar. Ayrılan kıtalar üzerinde farklı biyocoğrafik bölgeler oluşur.

Mezozoik boyunca dünya sıcak bir dönem yaşar. Kutuplar da buzullaşma olmaz. Permiyende başlayan kurak ve aşırı karasal iklim, Trias boyunca devam eder. Jurada iklim yeniden nemli hale gelir, kıtalar yeniden bitkilerle kaplanır. Bu nemli ve mevsimselliğin çok belirgin olmadığı yumuşak iklimsel eğilim, Kretase boyunca da devam eder.

Permiyen yok oluşunda neredeyse yok olma tehlikesi atlatan deniz yaşamı, sağ kalmayı başaranların uyumsal açılımıyla çeşitlenir, pek çok yeni grup ortaya çıkar. Modern deniz omurgasız yaşamı Mezozoikte kurulur. Modern mercanlar, kabuklular, fitoplanktonlar, planktonik Foraminiferler, Radiolaryalar, Belemnitler ve Ceratites ammonitler ortaya çıkar ve yaygınlaşır. Paleozoik denizlerinin en baskın grubu olan dallı bacaklılar azalırken midyeler yaygınlaşır. Mezozoiğin kemikli ve kıkırdaklı balıkları da günümüzden çok farklı değildir. Ancak Mezozoik denizlerinde besin zincirinin en üstünde bulunan yırtıcı grupları günümüzdekilerden oldukça farklıdır. Günümüzde balina, yunus gibi memelilerin işgal ettiği bu nişleri, Mezozoikte dev deniz sürüngenleri kullanılıyordu. Triasın sonunda kıtaların parçalanmasıyla birlikte, sığ denizler geri döner ve deniz yaşamı yeniden çeşitlenir.

 

Mezozoiğin en tanınmış grubu olmalarına rağmen, dinozorlar Juraya kadar çok yaygınlaşamaz. Permiyen yok oluşundan kurtulan sürüngenler ve memeli benzeri sürüngenler, Trias karasal ekosisteminin baskın grublarıydı. Bu ilkel sürüngen gruplarından kaplumbağalar yeni sürüngen ortaya çıkar. İlk gerçek memeliler de Triasın sonunda ortaya çıkar. Triasın sonunda gerçekleşen yok oluşla, memeli benzeri sürüngenler de dahil, ilkel sürüngenlerin ve labyrinthodont iki yaşamlılar çoğu yok olur; dinozor ve yeni sürüngen gruplarının yolu açılır. Dinozorlar Jurada karasal ekosistemin baskın omurgalı grubu olur, timsahlar, kaplumbağalar, kertenkeleler ve kurbağalar da öncekilerden boşalan nişlere yerleşir. Karalarda dinozorların hakimiyeti sürerken, bazı sürüngen grupları da sucul yaşama uyum sağlar, bir kısmı ise uçma yeteneğini kazanarak krallıklarını gökyüzünde kurar

 

Mezozoikte bitkiler de büyük bir değişim geçirir. Permiyenin kurak iklimine uyum sağlamayı başaran açık tohumlular, Mezozoiğin baskın bitki grubudur. Erken Mezozoikte eğreltiler, sikatlar, ginkolar, bennettitaleanler baskındır. Modern açık tohumlular, örneğin kozalaklılar ilk kez günümüzdeki biçimleriyle erken Triasta ortaya çıkar. Juranın baskın bitki grubu, ilkel palmiye benzeri, açık tohumlu bitkiler olan sikatlardı. Mezozoiğin sonlarına doğru sikatlar azalmaya başlar. Kapalı tohumluların ne zaman ortaya çıktığı henüz kesin değilse de Kretasenin ortasında kesin biçimde fosil kayıtlarına giren grup, açık tohumluların zararına çeşitlenip, yaygınlaşır.

Sürüngenlerin hakimiyeti altındaki Mezozoik dünyasında memeliler önemsiz bir grup olarak varlıklarını sürdürür. Oldukça küçük boyutlarda olan memeliler büyük olasılıkla sürüngenlerle rekabetten kaçınmak üzere gececil bir yaşama biçimini benimsemişti. Dinozorlardan köken alan kuşlar da ilk kez Jurada ortaya çıkar.

Jurada yaygınlaşan dinozorlar, Kretasenin sonunda çeşitlilikçe ve yaygınlıkça zirveye ulaşmışlarken, pek çok canlı grubuyla birlikte ortadan kalkarlar. Bugün yaygın şekilde kabul edilen görüş, yeryüzüne çarpan bir gökcisminin yeryüzünün son kitlesel yok oluşuna neden olduğudur. Kretase/Tersiyer yok oluşu olarak bilinen bu olayla sürüngenlerin yüz milyonlarca yıl süren hakimiyeti sona erer ve Tersiyerde memelilerin yaygınlaşmasını sağlayacak koşullar sağlanır.

 

 

a)Trias

251.4 myö- 205.1 myö
Pangea bir bütün halinde
İklim karasal ve sert
Yok oluşun ardından deniz yaşamının ve karasal yaşamın yeniden çeşitlenmesi
İlk dinozorlar, ilk memeliler ve pek çok yeni sürüngen grubunun ortaya çıkıp, farklı ekosistemlere yerleşmesi
Mercanların ve Belemnitlerin ortaya çıkması

 

Triasta Permiyen yok oluşundan kurtulmayı başaran az sayı ve çeşitlilikteki canlı grubu, uyumsal açılımla boşalan ekosistemlere yayılır. Bu nedenle Trias yaşamı, Paleozoiğin canlıları ile Mezozoiğin canlıları arasında bir geçiş dönemidir.

Bu dönemde deniz omurgasızları büyük oranda modern biçimlerine kavuşur ve Mezozoik denizleri -baskın yırtıcıları hariç- az çok tanıdık bir biçim alır. Bitki yaşamında açık tohumlularının ve özellikle kozalaklı bitkilerin baskınlığı giderek artar. Karasal ekosistemlerde omurgalıların baskınlığı Permiyende, olduğu gibi devam eder. Yok oluştan kurtulabilen az sayıdaki terapsit, Labyrinthodont iki yaşamlı ve Archosaurslar çeşitlenir. Mezozoiğin geri kalanına damgasını vuracak olan dinozorlar henüz çok çeşitli değildir. Dönemin sonuna doğru ilk memeliler ve timsahlar ortaya çıkar.

 Trias Dünyası

Permiyende oluşumu tamamlanan Pangea kıtası, Trias boyunca da varlığını sürdürür. Permiyende dağ oluşumuyla yükselen bölgeler bu dönemde büyük oranda erozyona uğrar. Yer yer volkan patlamaları yaşanır ve büyük lav akıntıları olur. Bu dönemde Tetis denizi Pangea'nın ekvatoral bölgesinde bir iç deniz olarak bulunurken, Pantalassa okyanusu gezegenin geri kalanını kaplar. Dönem ilerledikçe Pangea'yı oluşturan kıtalar birbirinden ayrılmaya başlar. Tetis Pangea'yı doğudan istila ederek Gondvana ve Lavrasya kıtalarını birbirinden ayırır. Kuzey Amerika ve Avrupa kuzeye doğru hareket etmeye başlar. Gondvana'nın parçaları olan Kuzey Amerika ve Afrika birbirinden uzaklaştıkça ikisi arasında yarık vadiler oluşur.

 Trias İklimi

Permiyenden miras kalan, iklimsel farklılıkların oldukça belirgin olduğu kurak ve karasal iklim Trias boyunca da devam eder. Mevsimler aşırı yağışlı ve aşırı kurak dönemler şeklinde yaşanır. Pangea'nın iç kesimleri ise aşırı kurak hatta çöl benzeri bir durumdaydı. Bitkiler sadece yağış olan kıyı bölgelerinde yaygındı. Yeryüzünde tek bir kara parçası olmasına rağmen, Pangea'nın farklı bölgelerinde oldukça farklı bitkiler baskındı. Bol yağış alan kuzey ve güney Pangea'da geniş yapraklı sık ormanlar yaygınken kurak ekvatoral bölgelerde seyrek ormanlar vardı.

Trias Deniz Yaşamı

Permiyen yok oluşundan kurtulmayı başaran gruplar, Triasta uyumsal açılımla yeniden yaygınlaşır. Dallı bacaklılar, ammonoyitler ve midyeler yaygınlaşarak Trias denizlerinin baskın omurgasız grupları olur. Triasa sağ olarak ulaşan tek ammonoyit grubu olan Ceratitesler, dönemin en çeşitli ve baskın omurgasızlarıydı. Bu dönemde ammonoyitlere mürekkep balığı benzeri biçimler de eklenir, bunlardan Belemnitler Jurada yaygınlaşır.

Paleozoikten gelenlerin çeşitliklerini artırmasının yanı sıra, bu dönemde omurgasızların en modern grupları da ortaya çıkar. Planktonik foraminiferler, Radiolaryalarla birlikte, fitoplanktonlardan Dinoflagellatlar da bu dönemde ortaya çıkan bir hücreli gruplarıdır. Derisi dikenliler çeşitliliklerini bir ölçüde artırırken modern mercanlar ilk kez Tetis'te ortaya çıkar. Bu yeni gruplarla birlikte deniz yaşamı günümüzdekine oldukça benzer bir duruma gelir. Bu omurgasız gruplarıyla birlikte köpek balıkları ve ışın yüzgeçli kemikli balıklar da çeşitlenir ve günümüzdekilere benzer biçimler kazanır. Tetis, mercan resiflerinin yayılmasıyla tropik bir denize dönüşür.

Trias denizlerinin günümüzden en büyük farkı, baskın yırtıcı gruplarıydı. Permiyenden bu yana karalarda üstünlüğü ele geçiren sürüngenlerin bir kısmı sucul yaşama uyum sağlayarak, besin piramidinin en üstüne oturdu. Bugün balina yunus gibi deniz memelilerinin işgal ettiği bu nişleri, Mezozoiğin boyunca dev deniz sürüngenleri dolduracaktı.

Geç Triasta ortaya çıkan ichthyosaurslar yani "Balık Sürüngenler" deniz yaşamına en iyi uyum sağlamış sürüngen grubuydu. Triasta küçük boyutlarda, balıktan daha çok sürüngene benzeyen ichthyosaurslar, Jura ve Kretasede büyük boyutlara ulaşacak balık -daha çok yunus- benzeri biçimler alacaktı. Bu durum daralan evrimin en iyi örneklerinden biridir. Ichthyosaurslar deniz yaşamına tam uyum sağlamıştı. Tüm diğer deniz sürüngenleri gibi akciğerleriyle solunum yapıyor ve nefes almak için su yüzüne çıkıyorlardı. Ancak kara ile hiçbir bağlantıları yoktu. Bazı ichthyosaurs fosillerinin rahminde anneleriyle birlikte fosilleşmiş ichthyosaurs embriyoları bulunması üremek için bile karaya dönmediklerini gösteriyor. İchthyosaurslar tıpkı yunuslar gibi suda doğup, suda ölüyordu.

Plesiosaurslar da ilk kez Triasta ortaya çıkar. Uzun boyunlu, dört yüzgeçli ve kısa bir kuyruğa sahip olan Plesiosaursların sucul yaşama uyumları, ichthyosaurslara oranla daha azdı. Bunların sığ sularda yaşadıkları ve zaman zaman kaplumbağalar gibi yumurtlamak için karaya çıktıkları düşünülüyor. Plesiosaursların iki farklı grubu vardır: Uzun boyunlu ve küçük kafalı Plesiosaurslar ve daha kısa ve güçlü boyunlarının sonunda irice bir kafa taşıyan Pliosaurslar.

Bunlardan başka, Trias denizlerinde pek çok farklı sucul sürüngenin yanı sıra, kaplumbağaların ve timsahların ilk biçimleri de yaşıyordu.

Archosaurslar Mezozoiğin baskın sürüngen grubu olurken, Anapsit sürüngenler olan kaplumbağalar da ilk kez Triasta ortaya çıktı. Trias kaplumbağaları günümüz kaplumbağalarınınkinden çok da farklı olmayan bir yaşam sürüyordu. Zamanlarının çoğunu suda geçiren bu hayvanlar üremek üzere karaya çıkıyordu. Trias kaplumbağalarının günümüzdekilerden en büyük farkı dişlerinin olmasıydı. Bilinen ilk kaplumbağa Proganochelys'di.

Trias Kara Yaşamı

Trias Bitki yaşamı

Triasın baskın bitki grubu açık tohumlular, özellikle kozalaklı bitkilerdi. İlk gerçek kozalaklı bitkiler Pangea'nın kuzeyindeki kurak bölgelerde ortaya çıktı. Araucarioxylon, Erken Triasa ait bir kozalaklı bitkidir. Karboniferde ortaya çıkan palmiye benzeri açık tohumlu bitkiler olan sikatlar, bu dönemde yaygınlaşıp floranın önemli bir parçası olur. Triasın kurak ikliminde eğreltiler, at kuyrukları ve kibrit otları gibi sporlu bitkiler çok başarılı değildi.

Sikat

Permiyen florasının başlıca üyeleri tohumlu eğrelti Dicroidium, kozalaklılardan Voltziaceae, Lebachiaceae, sikatlar, ginkolar ve bennettitalelerdi. Pangea'nın farklı bölgelerinde farklı bileşimlerde floralar bulunuyordu. Dicroidium Gondvana'nın tamamına yayılmış, pek çok farklı ortama uyum sağlamıştı. Bazı bölgelerde Dicroidium tek bitki cinsiydi.. Bol yağış alan Lavrasya'da ise ilkel kozalaklı bitkilerin karışımından oluşan bir flora hakim, ağaç eğreltiler ve ginkoların oluşturduğu ormanlar yaygındı. Bu ormanların tabanında zengin bir eğrelti örtüsü bulunuyordu. Ekvatorun kurak bölgelerinde seyrek kozalaklı ve sikat ormanları vardı.

Bennettitale

Trias Kara Hayvanları

Triasın başında baskın karasal canlılar, Permiyen yok oluşundan kurtulup çeşitlenen terapsitlerdi. Terapsitlerden Dicynodontların sadece bir cinsi Permiyen yok oluşundan kurtulmayı başarır: Otçul bir dicynodont olan Lystrosurus, Erken Triasın en yaygın hayvanıydı. Dicynodontlar günümüzün geyik ve koyunlarına benzer bir nişi kullanıyordu. Bodur ve güçlü hayvanlar olan Dicynodontların en belirgin özelliği, kunduz dişine benzeyen iki uzun dişiydi. Dicynodontların dönemin başındaki başarıları fazla uzun sürmez, dinozorların ortaya çıkmasıyla ortadan kalkarlar.

Dicynodont

Permiyen yok oluşundan kurtulmayı başaran bir diğer terapsit grubu da Cynodontlardı. Cynodontların en önemli özelliği özelleşmiş dişlerinin bulunmasıydı. Cynodontlar bu özelleşmiş dişleri sayesinde yiyeceklerini pek çok sürüngenden göre çok daha verimli bir şekilde çiğniyordu. Cydontaların memelilerin atası olduğu düşünülüyor. Çünkü memelileri diğer omurgalılardan ayıran önemli özelliklerden biri, özelleşmiş dişlere sahip olmalarıdır. Bazı Cynodontların sakalları olduğuna dair kanıtlar var. Bu kürklerinin de olduğunun dolayısıyla da sıcak kanlı olabileceklerinin bir işareti.

Cynognathus

Bu dönemde soğuk kanlı Archosaurslar, kurak iklime daha iyi uyum sağlayabildiğinden, sıcak kanlı Terapsitlere karşı baskın duruma geldi. Triasın Archosaursları daha çok Permiyenden gelen sürüngenlerdi. Fakat dönemin sonuna kadar hızla gelişip, çeşitlenen Archosaurslar, çok farklı biçimler geliştirdi. Tüm Mezozoik boyunca yeryüzü yaşamına hükmedecek olan sürüngen grupları, bu dönemde ortaya çıkıp yeni nişlerine yerleşti. Triasın sonlarına doğru hepsi de Archosaurs olan timsahlar, Pterosaurslar, sucul sürüngenler ve dinozorlar ortaya çıktı. Timsah benzeri canlılar ilk kez Triasta ortaya çıktı. Fakat gerçek timsahlar ancak Jurada ortaya çıkacaktı. Trias timsahlarının modern timsahlardan farklı biçimleri ve yaşam tarzları vardı. Modern timsahlardan daha uzun bacakları olan Mezozoik timsahları karada daha uzun zaman geçiriyordu. Bunlar hızlı koşucuydu ve kalça kemiklerinin yapısından anlaşıldığına göre de iki ayaklarının üzerinde koşuyorlardı. Timsahların, karasal yaşamın diðer büyük etçilleriyle rekabet etmek yerine, yarı sucul bir yaşama uyum sağlamayı yeğlediği düşünülüyor.

Trias timsahı

Jura ve Kretasede gökyüzünün hakimi olacak Pterosaurslar, "Kanatlı sürüngenler" de ilk kez Geç Triasta ortaya çıkar. Pterosaurslar dinozorlarla oldukça yakından akraba olsa da "dinozor" değildiler.

Pterosaurs

Çok önemli olmasalar da Lagosuchidae ailesi ve benzeri ilkin dinozorlar Triasta ortaya çıkar. Bu ilkin dinozorların arasında Archaeopteryx'in olası atası Pseudosuchia da vardı.

İlkin dinozorlar Trias döneminde ortaya çıktı

Archosaurs sürüngenler yayılıp çeşitlenirken Archosaurs olmayan pek çok küçük kertenkele benzeri sürüngen de Triasta ortaya çıktı: İlk kaplumbağalar, sphenodonlar ve ilk gerçek kertenkeleler.

Triasın sonlarında ilk gerçek memeliler de ortaya çıkar. Megazostrodon bu ilkin memelilere iyi bir örnektir. 1.5 cm boyunda 20-30 gram ağırlığındaki bu hayvanın, gececil olduğu düşünülüyor. İlkin memelilerin hepsi oldukça küçük, kemirgen benzeri hayvanlardı. Dinozorlar ve diğer sürüngen rakiplerle rekabetten kaçınmak üzere, gececil bir yaşam biçimini seçen Trias hakkında çok az şey biliniyor.

 

Megazostrodon

 

İlkin memeliler

 

Triasın Sonu

Triasın sonunda nedeni henüz bilinmeyen bir kitlesel yok oluş yaşandı. Bir gök cisminin yeryüzüne çarpması, deniz seviyesindeki deðişimler ya da küresel soðumanın böyle bir yok oluşa neden olabileceði ileri sürülüyor. Yok oluşta tüm hayvan ailelerinin % 35 i yok oldu. Deniz canlısı cinslerinin %50'si yok oldu. Kafadanbacaklılar ve midyeler yok oluştan en fazla etkilen hayvanlardı. Süngerler, salyangozlar, konodontlar ve dallı bacaklılarda ciddi biçimde zarar gördü. Labyrinthodont iki yaşamlılar ve konodontlar tamamen, ammonoyit kafadan bacaklıların biri hariç tüm aileleri, pek çok sürüngen takımı, kaplumbaðalar hariç anapsitlerin tamamı, sucul sürüngenlerden plakodontlar, Nothosaurslar, memeliler hariç terapsitler ve ilkin dinozorların çoðu yok oldu. Yok oluştan sonra dinozorların yeni biçimleri evrimleşerek 150 milyon yıl sürecek olan hanedanlarını kurdular.

 

Jura

205.1 myö-142 myö
Pangea Parçalanmaya başlar
Ekvatoral ve nemli olan iklim dönem boyunca gittikçe yumuşar
Dinozorlar karasal ekosistemlerin baskın omurgalı grubu olur
Denizlerde sürüngenler çağı başlar
Sürüngenler gökyüzünün de hakimi olur
Belemmitler denizlerde yaygınlaşıp çeşitlenir
Bitkiler dünyasında "Sikatların Çağı"
Kuşların ortaya çıkması

Jura yaşamından bir manzara

Triasın sonunda gerçekleşen küçük bir yok oluş, Jurada dinozorların yayılmasına fırsat verdi. Dinozorlar çeşitlenip gelişti, dev boyutlara ulaştı. Juranın başında Diplodocus ve Apatosaurus gibi devasa sauropod dinozorlar çeşitlendi. Allosaurus ve Compsognathus gibi etçil theropodlar da sayıca bollaştı. Kuş benzeri dinozorlar yaygınlaşırken, Archaeopteryx gibi dinozor benzeri ilkin kuşlar dönemin sonunda ortaya çıktı.

Dinozorlar karada hüküm sürerken, bilinen en büyük uçan omurgalılar olan Pterosaurslar gökyüzünde yaygınlaştı. Ichthyosaurslar, plesiosaurslar ve dev deniz timsahları, denizlerde sürüngen hanedanın temsilcileri olarak besin zincirinin en üstünde yerlerini aldı.

Jurada sürüngenlerin ezici üstünlüğü olsa da ilkin memeliler bu dönemde gelişme ve çeşitlenmelerine sessizce devam etti. İlk çiçekli bitkilerin de Juranın sonlarına doğru evrimleştiği düşünülüyor.

Jura Dünyası

Pangea kıtasının Triasta başlayan parçalanması Jurada da devam eder. Süper kıtanın farklı parçaları farklı yönlerde dönerek birbirinden uzaklaşırken aralarında yarık vadiler oluşur. Batıya doğru hareket eden Kuzey Amerika ile Grönland'ın, Avrupa ile Afrika'dan ayrılmasıyla oluşan, yarık daha sonra Kuzey Atlantik okyanusuna dönüşecekti. Kimerya ile Lavrasya çarpışır ve Kimerya'da dağlar yükselmeye başlar. Gondvana'da, Güney Amerika ve Afrika arasında, Triasta başlayan ayrılma, Jurada günümüz Kızıldeniz'ini andırır hale gelir. Geleceğin Güney Atlantik okyanusu Jurada uzun ince bir iç deniz şeklindeydi. Gondvana'nın doğusu batısından ayrılmaya başlar. Büyük bir yarık Antarktika'yı, Güney Amerika ve Afrika'nın güney uçlarından ayırır. Antarktika'nın üzerinde duran ve Afrika'nın doğusundan bu iki kıtayı birleştiren Hindistan ve Gondvana'dan ayrılan diğer parçalar yavaşça kuzeye doğru hareket etmeye başlar. Yarıkların oluştuğu bölgelerde pek çok volkan oluşur. Bu volkanlardan büyük miktarlarda lav çıkışı olur. Geç Jurada Kuzey ve Güney Atlantik Okyanusları açılırken, Tetis küçülmeye başlar. Juranın başında İtalya, Yunanistan, Türkiye ve İran Gondvana'nın Kuzey Afrika parçasına ekliydi.

 

Jura İklimi

Jura iklimi Triasa göre daha yumuşak iklimler arası farklılıklar azaldı. Yağış miktarı artmış, sıcaklıklar düşmüştü. Artan nem miktarıyla birlikte bitki yaşamı daha güçlendi. Dönemin büyük bölümünde kutuplarda buzul yoktu ve deniz seviyesi yüksekti. Yükselen denizler, kıtaların bir bölümünün üzerini örttü. Rusya ve Kuzey Amerika'nın büyük bölümü sular altındaydı. Tetis de, Gondvana'nın ve ondan kopan parçaların bir bölümünü kapladı. Sığ denizlerin geri dönmesiyle deniz yaşamı yeniden çeşitlendi. Geniş sel alanları, ılıman ve subtropikal ormanlar, mercan kayalıkları yaygındı.

Deniz Yaşamı

Juranın sıcak tropikal denizlerinde fitoplanktonlar çok yoğundu. Dinoflagellatlar, Coccolithophoridler bunların başlıcalarıydı. Foraminiferler de Permiyenden sonra ilk defa yeniden yaygınlaştı. Bu planktonik deniz canlılarının kalıntıları deniz tabanında birikerek, günümüz petrol yataklarını oluşturdu. Omurgasızlar da büyük çeşitlilik gösteriyordu. Okyanus ve denizler, çeşitli ve çok sayıdaki süngerler, mercanlar, yosun hayvancıkları, salyangozlar, midyeler, mürekkep balıkları, ammonitler ve belemnitlerle dolup taşıyordu. Ammonit ve belemnitler, Juranın baskın omurgasızları olup, Mezozoiğin sonuna kadar da bu durumlarını korudular. Dallı bacaklılar ve denizlaleleri varlıklarını sürdürse de, Paleozoikteki başarılarından oldukça uzaktaydılar. Tatlı sularda midyeler, salyangozlar, dallı bacaklılar ve kabuklular yaygındı. Çok sayıda köpek balığı ve kemikli balık arasında, modern biçimler de kendilerini göstermeye başlamıştı. İlk modern kemikli balıklar olan Teleostei de bu dönemde ortaya çıktı. Ichthyosaurslar ve plesiosaurslar gibi sucul sürüngenler dev boyutlara ulaştı. Trias yok oluşunun ardından, Jura denizleri ichthyosaursların, plesiosaursların ve pliosaursların yeni tipleriyle ve timsahlarla doldu.

Planktonlar

           Teleostei fosili                                           Köpekbalığı fosili

Ichthyosaursların birkaç farkı tipi vardı. Günümüz yunuslarının ve dişli balinalarının kullandığı nişleri, Jurada farklı boyutlardaki ichthyosaurs kullanıyordu. Bu hayvanların 2-3 metre boyutlarındaki küçük biçimlerinin yanı sıra, büyüklükleri 9 metreye ulaşanları da vardı.

Ichthyosaurs

Plesiosaurslar oldukça çeşitliydi, hem küçük hem de büyük biçimleri vardı. İlkel normal uzunlukta bir boyuna sahip, timsah benzeri bir başa sahip Plesiosaurslar bu dönemde iki farklı dala ayrılarak, uzun boyunlu küçük kafalı Plesiosauroidea'ya ve kısa boyunlu büyük kafalı Pliosauraidea'ya doğru özelleşmeye başladı. Bu iki tip, Mezozoiğin geri kalanında denizlere hükmedecekti.

Plesiosaurs

Deniz sürüngenlerinin bir üçüncü grubu da timsahlardı. Jurada ortaya çıkan gerçek timsahlar, dönem boyunca oldukça yaygın ve çeşitliydi. Grubun; deniz, yarı sucul ve küçük kertenkele benzeri karasal biçimleri vardı. Deniz timsahları, Teleosauridler Juranın başında hızlı bir evrimsel açılım gösterip, dönem boyunca oldukça başarılı olan grup, Kretasenin başında azalıp, Erken Kretasede yok oldu.

Bitki yaşamı; Sikatların Çağı

Sikatlar diğer açıktohumlularla birlikte, baskın bitki grubuydu. Palmiye benzeri sikatlar, tohumlu eğreltiler, ginkolar ve kozalaklı bitkiler subtropikal ormanları dolduruyordu. Ginkolar, orta ve yüksek kuzey enlemlerinde oldukça önemliydi. Bazı kozalaklılar, sikatlar gibi, palmiye benzeri bir yaşam biçimi geliştirmiş, ibrelerinin çoğu gövdelerinin üst bölümünde toplanmıştı. Kozalaklıların; Pineaceae, Taxaceae, Taxodiaceae, Araucariaceae, Cephalotaxaceae, Podocarpaceae gibi günümüzde de var olan grupları ortaya çıktı. Tohumlu eğreltiler ve eğreltilerin ağaçsı biçimleri azalırken; çalımsı biçimler görece daha başarılıydı. Eğreltiler en başarılı taban bitkisiydi. Kibrit otları ve at kuyrukları oldukça önemsizleşirken, Bennettitalenler dönemin en önemli gruplarından biri oldu. Çiçekli bitkilerin Geç Jurada ortaya çıkmış olabileceği düşünülüyor; fakat, önemsiz bir grup olarak kalmış olmalı.

Kozalaklar

Karasal Hayvan Yaşamı

Henüz bir bütün olan yeryüzü karaları üzerinde bölgesel farklılıklar olsa da tüm kıtalar üzerinde aşağı yukarı benzer bir yaşam hakimdi. Bir bölgedeki aileye, hatta bazen cinse, farklı bir kıta üzerinde rastlanabiliyordu. Pangea'nın bu tekdüze yaşamının tartışmasız hakimi dinozorlardı.

Juranın nemli ve tropik iklimi, böcekleri de olumlu şekilde etkilemiş, pek çok yeni böcek grubu ortaya çıkmıştı. Çekirgeler, kın kanatlılar, zar kanatlılar, saçak kanatlılar ve pek çok başka böcek grubu Jurada ortaya çıktı. Akciğerli salyangozlar, kırkayaklar, akrepler, örümcekler ve akarlar da oldukça boldu.

Kurbağalar ve semenderler ilkel biçimlerde de olsa, Jura iki yaşamlılarının baskın grupları oldu. Az sayıda therapsit, Pangea'nın bazı bölgelerinde yaşamaya devam ediyordu; fakat, Juranın sonlarında ortadan kalkacaklardı.

Terapsit

Çoğu bir sıçandan daha büyük olmayan Jura memelileri, küçük omurgalı faunasının önemli bir parçasıydı. Jura memelileri günümüz böcekçil ve kemirgenlerinin kullandığı nişleri kullanıyordu.

Jura memelisi

Deniz ve karalarda, sürüngenler, dev boyutlu biçimleriyle kontrolü elinde bulundursa da; Sphenodontlar gibi daha küçük sürüngenler günümüz kertenkelelerinin kullandığı nişlere yerleşip, yayılmıştı.

Jurada gökyüzünün kontrolünü ele geçiren Pterosaurslar da çok çeşitliydi. Kretasede dev boyutlara ulaşsalar da; Juranın Pterosaurslarının çoğu 0.5 metreyle 2 metre arasındaki boyutlardaydı. Ancak 25 santimetre olan daha küçük örnekleri de vardı. Günümüzde, kuş ve yarasaların doldurduğu pek çok niş, Jurada Pterosaurslarca kullanılıyordu.

Pterosurs fosili

Jura aynı zamanda ilk kuşların ortaya çıktığı dönemdi. Uzmanların çoğu kuşların; boşluklu kemikler, pelvis yapısı, uzun kemikli bir kuyruk, pençeli eller ve dişli çeneler gibi pek çok özelliği paylaştığı iki ayaklı etçil dinozorlardan evrimleştiğini düşünüyor. İlkin kuşlar modern akrabalarında bulunan göğüs kemiği ve gaga gibi yapılara henüz sahip değildi. İlkin kuşların en tanınmış örneklerinden biri Archaeopteryx'tir. Archeopteryx gibi ilkin kuşlar ana karalardan soyutlanmış adalarda büyük yırtıcılardan uzakta evrimleşiyordu.

Archaeopteryx

Kuşların Evrimi

Triasın sonlarında ortaya çıkan dinozorlar Jurada çeşitlenerek karasal ekosistemlerin baskın omurgalı grubu olur ve nişlerin büyük bölümüne yerleşir. Çok çeşitli olan dinozorlar Jurada dev sauropodlardan, küçük kuş-benzeri etçil dinozorlara kadar pek çok farklı biçime evrimleşir.

Dinozorlar kalça yapılarına göre iki takıma ayrılır:

Bu takımlardan ilki "Sürüngen kalçalı dinozorlar"dır. Saurischia adı verilen bu grup, ataları olan Archosaursların ilkel kalça yapısına sahip, etçil ya da otçul dinozorlardı. Saurischia grubunun üyeleri olan Theropodlar yani tüm etçil dinozorlar, iki ayak üzerinde yürüyen, kuş benzeri kafa ve boyuna sahip hayvanlardı. Sivri dişleri, pençeleri, üç parmaklı el ve ayakları en belirgin özellikleriydi. Allosaurus ve Tyrannosauruslar gibi dev etçillerinin yanı sıra Compsognathus gibi böcekle beslenen tavuk boyutlarında küçük biçimleri de vardı. Kuşların öncülleri olan bazı etçil dinozorların -Archaeornithes- tüyleri de vardı.

Tyrannosaurus

Otçul Saurischialar ise gelmiş geçmiş en büyük karasal hayvanların içinde bulunduğu grup olan Sauropodlardı. Bunlar dört ayak üzerinde yürüyen, küçük kafalı, uzun boyun ve kuyruğa sahip, görece basit bir vücut planı olan canlılardı. Sauropodların en dikkat çekici özelliği kafalarının üzerinde yer alan burun delikleriydi. Apatosauruslar ya da daha bilindik isimleriyle Brontosauruslar bu grubun üyesiydi. Sauropodların Geç Triastaki akrabaları Plateosaurs ya da Prosauropodlar, gerektiğinde iki ayaklarının üzerine kalkabilen canlılardı. Diplodocus gibi gerçek sauropodlar,ilk kez Triasın sonlarında ortaya çıkar; fakat, çeşitlenmeleri Orta Jurada gerçekleşir. Diplodocus ve Brachiosaurus gibi sauropodların boyutları 25 metreye, ağırlıkları 100 tona kadar ulaştı. Sauropodlar coğrafi olarak geniş alanlara yayılmıştı. Antarktika hariç, tüm kıtalarda fosilleri ya da ayak izleri bulunur. Yaygın coğrafi yayılımları dışında, Juranın başından Geç Kretaseye kadar süren yüz milyon yıllık varlıklarıyla Sauropodlar, en uzun ömürlü dinozor gruplarından biri oldu. Juranın sonları sayıca zirveye ulaştıkları dönemdi.

Dinozorların ikinci grubu Ornithischia yani "Kuş kalçalı dinozorlar"dır. Çoğu iki ayak üzerinde yürüyen, hepsi otçul olan Ornithischiaların kalça yapısı kuşlarınkine benzer. Sauropodlara göre küçük boyutlarda olan Ornithischianın, Erken Jurada bile, orta boydan büyük boya kadar çok çeşitli biçimi vardı. Keşfedilen ilk dinozorlardan biri olan Iguanodonlar, ördek gagalı Hadrosaurslar, gergedan benzeri boynuzlu dinozorlar olan Ceratopsianlar, plaka zırhlar, dikenler, gibi saldırı ve savunma silahlarıyla donanmış olan zırhlı dinozorlar, aşırı biçimde kalınlaşmış kafataslarıyla Pachycephalosauria ve dinozorlar dünyasının pek çok iki ayaklı küçük otçulu Ornithischia grubunun üyesiydi.

Ornithischia iskeleti

Jurada da yeryüzü karaları ortak bir biyolojik yapı gösteriyordu. Her ne kadar yüksek deniz seviyeleri süper kıtayı büyük adalara bölüp bölgesel fauna ve flora farklılıklara yol açsa da aynı aile, hatta bazen aynı cinse yeryüzünün farklı bölgelerinde rastlamak mümkündü.

 

Juranın Sonu

Juranın sonunda küçük bir kitlesel yok oluş meydana gelir. Yok oluştan karasal ekosistemler, özellikle dinozorlar, pek fazla etkilenmez. Ammonitlerin pek çok cinsi, deniz sürüngenleri, deniz midye ve istiridye türlerinin %80'i ve pek çok sığ su canlısı yok olur. Yok oluşun sebebi bilinmiyor. Ancak deniz tabanındaki çok büyük metan yataklarının boşalmasının tetiklediği bir dizi olayın yok oluşa neden olabileceğine dair kuşkular var.

 

Kretase "Tebeşir"

Dinozorların Altın Çağı
142 myö-65.5 myö
Çiçekli bitkilerin yaygınlaşıp, baskın bitki grubu olması.
Pangea'nın parçalanması devam eder; Lavrasya ve Gondvana birbirinden tamamen ayrılır
Kretase boyunca nemli tropikal iklim koşulları devam eder.

Kretase Dünyası

Pangea'nın parçalanma süreci devam eder. Lavrasya ve Gondvana'nın birbirinden tamamen ayrılır. Lavrasya ve Gondvana'nın dönem ilerledikçe daha küçük parçalara ayrılmasıyla oluşan; Avrasya, Afrika, Hindistan, Antarktika ve Avustralya birbirlerinden uzaklaşır. Henüz birleşik olan Hindistan ve Madagaskar, Afrikadan kopar ve büyük bir ada haline gelir. Antarktika ve Avustralya, güneyden birbirine bağlı olsa da, Avustralya'nın kuzeye doğru olan hareketi yakın zamanda ayrılmalarına neden olacaktı. Asya ile henüz birleşmemiş olan Çinhindi büyük bir ada biçimindeydi. Tüm karaların neredeyse deniz seviyesinde olduğu Kretasenin ortalarında artan volkanik ve tektonik hareketler, kıtaları yeniden engebeli ve yükseltili bir biçime soktu. Afrika'nın kuzeye doğru hareketiyle, Tetis denizi kapanmaya ve Avrupa'da Alpler yükselmeye başladı. Geç Kretasede kıtalar neredeyse modern biçimlerini aldı.

Kretase İklimi

Kretase'nin ilk yarısında iklim Juradaki gibi devam etti, sıcaklıklar yüksek, mevsimler arasında farklılıklar azdı. Deniz seviyesi yüksek, kutuplarda buzul yoktu. Karaların üçte biri denizlerle kaplıydı. Sığ denizler ve bataklıklarla çevrili karasal ekosistemlerde ormanlar baskındı. Sığ denizler Avrupa'yı Asya'dan ayırmış, kıtalar takım adalar şeklinde dizilmişti.

Neredeyse üç yüz milyon yıldır küresel bir tek düzelik içinde olan karasal ekosistemlerde kıtaların birbirinden uzaklaşması ve sığ denizlerin karaları bölmesiyle coğrafi izolasyon ilk kez tam anlamıyla etkisini gösterdi: Kıtalar üzerinde farklı biyocoğrafyalar oluştu. Güney ve Kuzey kıtaları arasında belirgin floral ve faunal farklılıklar ortaya çıktı.

Kretasenin ortalarından itibaren iklim değişmeye başlar, mevsimler arasındaki farklılıklar artar. Küresel sıcaklık düşer, ekvator ve kutuplar arasındaki sıcaklık farkı büyür. Yağış miktarı azalır, deniz seviyesi düşer.

Kretase Deniz Yaşamı

Kretase deniz yaşamından bir manzara

Kretase denizlerinde, planktonik mikroorganizmalarda yaşanan patlamanın sonuçları döneme adını verir. Bu dönemde kalkerli kabuğa sahip planktonlar gelişimlerinin zirvesine ulaşır. Silisli bir çift kabuğa sahip fotosentetik bir hücreli mikroorganizmalar olan diatomlar da bu dönemde ortaya çıkıp, yaygınlaşır. Kabuklu amipler olan Foraminiferler ve Radiolaryalar da dönemin yaygın planktonik organizmalarıydı.

Modern mercanların ortaya çıkmasıyla büyük resifler oluştu. Bu resiflerin oluşumuna önemli ölçüde katkıda bulunan gruplardan biri de rudist midyelerdi. Rudistler, alglerle kurdukları simbiyotik ilişki nedeniyle, hızla gelişip, büyüyen, boyları 1 metreye ulaşan dev midyelerdi.

Rudist

Kretase denizlerinde kafadan bacaklılar baskın omurgasız grubuydu. Mürekkep balığı benzeri Belemnitler, büyük boyutlu Placenticeraslar, düz kabuklu Baculitesler ve gevşek kıvrımlı Helioceraslar gibi çeşitli biçimlere sahip farklı ammonit türleri yaygındı.

Baculites                                               Placenticeras

Helioceras

Ammonitler ve Belemnitlerin yanı sıra süngerler, deniz kestaneleri, midye ve istridyeler de yaygındı. Dallı bacaklıların çeşitlilikleri azalırken; istakoz, karides, yengeç gibi yüksek kabuklular yaygınlaştı. Salyangozların modern grupları ortaya çıktı.

Modern teleost kemikli balıklar dönemin ortasına, özellikle sonuna doğru yaygınlaşır. Modern köpek balıkları da bu dönemde ortaya çıkar. Dev boyutlardaki Carcharodon megalodon gibi köpek balıkları denizin orta seviyelerinde ve tabanında avlanıyordu. Deniz yüzeyi ile üst kesimler ise deniz sürüngenlerinin avlanma ve yaşam alanıydı. Kretase deniz yaşamının sürüngen üyeleri, ichthyosaurslar, pliosaurslar, plesiosaurslar, Mosasourslar, timsahlar ve deniz kaplumbağalarıydı. İç denizlerin en yaygın sürüngeni bir kaplumbağa olan Notochelone'du.

Carcharodon

Ichthyosaurslar iyice balıksı biçimler aldı. Büyük boyutlu bir ichthyosaurs olan Platypterygius, 6-7 metre boyutlarına ulaşmıştı. Kuyruğunu tıpkı balıklar gibi bir yandan diğerine sallayarak hareket ediyordu. Geç Kretasede, ichthyosaurlar sucul yaşama daha uyumlu ve daha iri türlerce temsil edilse de; büyük oranda azaldılar. Büyük olasılıkla hızlı yüzen kemikli balıklar uyum sağlayamamış, Kretase yok oluşundan önce ortadan kalkmışlardı. Tek bir ichthyosaur ailesi Geç Kretasenin erken dönemlerine ulaşabildi.

Platypterygius

Plesiosaurslar, iyice özelleşmiş Plesiosaurs ve Pliosaurs biçimleriyle temsil ediliyordu. Bir Plesiosaurs olan uzun boyunlu Elasmosaurs ve Pliosaurslardan kısa boyunlu Kronosaurus bu özelleşmenin iki ucuydu. Bu iki uç arasında daha küçük boyutlarda ve boyun uzunluğu bu iki hayvan arasında olan pek çok farklı Plesiosaurs ve Pliosaurs biçimi vardı.

Elastodenta

Kronosaurus

Geç Kretasede deniz sürüngenlerinin arasına yeni bir üye katıldı: Mosasourslar. Günümüz monitörleriyle yakından akraba olan bu yırtıcı dev deniz kertenkelelerinin uzun esnek gövdeleri ve kısa boyunları vardı. Bunlar Ichthyosaurslar gibi balık yemek üzere biçimlenmiş dişlere sahipti. 4,5-9 metreye varan boyutlarıyla oldukça büyük olan bu hayvanlar, pliosauridlerin ve köpekbalıklarının hakim olduğu Kretase denizlerinde fazla yaygınlaşamadı.

Mosasourslar

Sucul sürüngenler çeşitlenirken; yarı sucul modern Eusuchian timsahlar ilk kez ortaya çıktı, bazı ilkel Mesouchian timsah grupları da varlıklarını sürdürdü. Sarcosuchus, Deinosuchus gibi tatlı su timsahları dev boyutlara ulaşıp, dinozorları yemek listelerine katar.

Sarcosuchus çene kemikleri

Kamplumbağalar Kretasede hem soyu tükenmiş hem de modern gruplarca temsil ediliyordu. Pek çok başka sürüngen grubu gibi kaplumbağalar da Kretasede devleşme eğilimindeydi. Archelon gibi bazı denizel biçimler 4 metreye kadar ulaştı.

Kretase döneminden bir kaplumbağa iskeleti.

Kretase Kara Yaşamı

Kretase Bitki Yaşamı

Kretase döneminden bir bitki manzarası

Tipik Jura florası, Erken Kretase boyunca fazla bir deðişiklik olmaksızın devam eder. Kozalaklıların, sikatların ve ginkoların baskın olduðu ormanlarla, eðrelti ve at kuyruklarının otsu biçimleri yaygındı. Yaðış miktarındaki düşüşle birlikte, ekvator çevresindeki ormanlar azalmaya başladı. Aðaçlardan boşalan alanlara eðrelti ve at kuyrukları yerleşti.

Kretasede florasında gerçekleşen en önemli evrimsel yeniliklerden biri, çiçekli bitkilerin fosil kayıtlarına girmesidir. Çiçekli bitkilerin ne zaman ve hangi gruptan kök alarak ortaya çıktığı henüz tartışmalı bir konu olsa da; ilk örneklerine Kretasenin başlarında rastladığımız çiçekli bitkiler, Kretasenin sonunda üstünlüğü ele geçirip, karasal ekosistemlerin baskın bitki grubu olur.

Tropiklerde ortaya çıkan çiçekli bitkiler, buradan sikat ve kozalaklı ormanlarının baskın olduğu yüksek enlemlere doğru yayılırken bir taraftan da gelişimlerini sürdürdü. Orman tabanında küçük otsu biçimler olarak ortaya çıkan çiçekli bitkiler, hızla orman tabanını kapladıktan sonra günümüzün çalılarına ve odunsu ağaçlarına dönüştüler. Geç Kretaseye gelindiğinde meşe, akçaağaç, manolya, safran, ceviz, huş ve dişbudak ağaçları henüz yaygın olan kozalaklılarla rekabete başlamıştı. Orta Kretasede yaygınlaşıp, dönemin sonunda modern biçimlerini alan çiçekli bitkilerin bazıları, bugün bile varlıklarını sürdürüyor.

            Meşe fosili                          Akağaç fosili

Kretasenin sonunda çiçekli bitkilerin yeryüzünün baskın bitki grubu olmasında iki özellikleri etkili oldu: Tohumlarının besin içeren bir tabakayla kaplı olması ve tozlaşmak için hayvanları kullanmaları. Çiçekli bitkilerin bir bölümü tozlaşmalarını rüzgar aracılığıyla yapsa da; çoğu, renk ve kokularıyla kendine çektiği böcek, yarasa ya da kuşları kullanarak polenlerini başka bitkilere ulaştırır. Hayvanlar poleni rüzgardan daha verimli bir şekilde yerine ulaştırdığından, bunları kullanan bitkiler üreme şanslarını arttırmış olur. Bu yolla hızla yayılıp çeşitlenen çiçekli bitkiler, çeşitlilikçe, diğer bitkileri kısa sürede yirmi ile otuz kat aştı: Günümüzde bitkilerin %90-95'ini çiçekli bitkiler oluşturur.

Kretase Kara Faunası

çiçekli bitkilerin ortaya çıkmasıyla birlikte böceklerin evrimi hızlanır, yeni tozlaştırıcı böcek grupları ortaya çıkar. Kretasede ilk kez ortaya çıkan başlıca böcek grupları, arılar, eşekarılar, karınca, kelebekler ve termitlerdi. Böcekler dünyasındaki en önemli gelişmelerden biri de, gerçek sosyal arıların ortaya çıkmasıdır.

Arı fosili

Modern memelilerin üç grubu da -eteneliler, keseliler ve tek delikliler- Erken Kretasede ortaya çıkar, fakat fazlaca yaygınlaşamaz.

Juranın yaygın tuatara benzeri Sphenodontları azalırken; Squamatalar, yani kertenkele ve yılanlar onların ekolojik nişlerini doldurur

Pterosaurslar Kretasenin başlarında yaygın ve çeşitliydi. Fakat aynı nişi paylaştıkları kuşlarla rekabette başarısız olup, Kretase ilerledikçe, yavaşça azalıp yerlerini kuşlara devrettiler. Dönemin sonlarına doğru ancak Pteranodon, Quetzelcoatlus gibi birkaç dev biçim sağ kalmayı başardı. Geç Kretasede yaşamış devlerden Quetzalocatlus northropi'nin kanat açıklığı 12 metreye ulaşıyordu.

Quetzelcoatlus

Kretase, dinozorların altın çağıydı. Dönemin sonuna kadar çeşitliliklerini artıran dinozorlar, meteor çarpmasıyla yok olduğunda, gelişimlerinin zirvesinde ve karasal nişlerin pek çoğunun hakimi durumundaydı.

Kretasede, Juradan gelen bazı dinozor grupları azalırken; bazı gruplar yeni üyelerle temsil ediliyordu. Dinozorların ve karasal canlıların en büyüğü olan Sauropodlar, bazı bölgelerde yaygınlığını kaybeder. En tanınmış Sauropodlar olan Brachiosaursların ve Diplodocidlerin soyu tükenir; ancak, onlardan boşalan nişler başka sauropodlar tarafından doldurulur. Plakalı Stegosaurslardan, Kentrosauruslar varlıklarını sürdürüyordu, ancak Stegosaurslar yerlerini çoğunlukla daha ağır zırhlı Ankylosaurslara bırakır.

24/7/2007

Kambriyen Dönem

Kambriyen Dönem
545-495 myö arası
Kambriyen Patlaması:
Hayvanların hızlı evrimi ve çeşitlenmesi
Kabuklu canlılara ait ilk fosiller


 

Kambriyen, yeryüzü yaşamı için bir dönüm noktasıydı. Yaşamın ortaya çıkışından Kambriyene kadar geçen yaklaşık üç milyar yıllık süreç içinde yaşam hücresel düzeyde pek çok gelişme kaydetti; fakat, bu gelişim bakterilerden, bir ve çok hücreli alglerden öteye geçemedi. Geç Proterozoikte başlayan hayvanların gelişimi ve çeşitlenmesi, Kambriyene damgasını vuran en önemli olaydı. Kambriyenden hemen önce Neoproterozoiğin sonunda en ilkel biçimleriyle ortaya çıkan hayvanlar, Erken Kambriyenin sonuna kadar geçen kısa zaman dilimi içinde, yaşamın tarihi boyunca bir daha asla tekrarlanmayacak bir hızla evrimleşip, çeşitlendi. Tartışmalara karşın "Kambriyen Patlaması" olarak adlandırılan bu olayın sonunda, sadece 25 milyon yıl içerisinde, bilinen hayvan şubelerinin neredeyse hemen hepsi ortaya çıktı.

 Kambriyen Dünyası

Kambriyen kıtaları dev kıta Kambriyen öncesi kıtası Rodinia'nın parçalanmasıyla oluştu. Kambriyen kıtalarının en büyüğü olan Gondvana günümüz güney kıtalarından oluşuyordu. İkinci büyük kıta olan Laurentiya'nın büyük bir bölümü günümüz Kuzey Amerika'sından oluşuyordu. Baltıka ve Sibirya kıtaları ise güney yarıkürede Laurentia ile Gondvana arasında yer alıyordu. Bugünkü Avrupa ve Asya'nın diğer bölümleriyse küçük parçalar halinde Gondvana 'nın kuzey kıyılarına dağılmıştı.

Kambriyen İklimi

Kambriyen dünyasının, genel olarak günümüzden daha sıcak ve nemli olduğu düşünülüyor. Kambriyen iklimi Geç Neoproterezoik buzul çağı ile Ordovisyen buzul çağları arasında geçen ılıman bir dönemdi. Neoproterezoiğin sonunda buzulların erimesiyle yükselen denizler Gondvana dışındaki kıtaların büyük bir bölümünü kaplar. Kutuplarda kara parçası bulunmadığından, kutup buzulları oluşmuyor ve yeryüzünde serbestçe dolaşan okyanus suları güneşten gelen ısıyı tüm dünyaya dağıtıyordu. Böylece deniz omurgasızlarının gelişmesi için mükemmel habitatlar olan sıcak sığ denizler oluştu. Orta ve Geç Kambriyen boyunca kıtalar pek çok kere bu sıcak sığ denizlerin altında kaldı.

Kambriyen Yaşamı

Günümüz hayvan şubelerinin hemen hepsi Kambriyende çeşitlenip, fosil kayıtlarına girmiş olsa da Kambriyen dünyası bize oldukça yabancı bir yerdi. Çünkü günümüz şubelerinin Kambriyen temsilcileri bugün artık nesli tükenmiş ya da oldukça az sayıda üye ile temsil edilen sınıflara dahildi. Ayrıca Kambriyenin en önemli sakinleri günümüz şubelerinin üyeleri değil; bu dönemde ortaya çıkıp yine bu dönemin sonunda nesli tükenmiş hayvanlardı. Bu canlılar bugün ancak bilim-kurgu filmlerinde görmeye alışık olduğumuz biçimlere, bize oldukça garip gelebilecek vücut yapılarına sahipti. Kambriyen, hayvanlar için bir deney süreciydi: Kambriyen Patlaması olarak adlandırılan bu süreç içinde pek çok farklı vücut planı ve yapı hayvanlarca denendi, günümüz hayvanlarının kullandıkları da dahil tüm vücut planları bu dönemde ortaya çıktı.

 Kambriyen Faunaları

İlkin hayvanlardan günümüz şubelerine kadar ulaşan gelişim süreci, Vendiyan ile Erken Kambriyen arasındaki dört farklı faunal topluluğa ait fosillerden izlenebilir.

 

 Edikara Faunası: İlkin hayvanlar

İlkin hayvanlara ait fosillerden oluşur. Dünyanın farklı bölgelerindeki pek çok alanda 610-510 milyon yıl öncesine ait kayaçlarda bulunan fosiller arasında tüysü eğreltiotu yaprağına, torbaya veya diske benzeyen organizma kalıntıları bulunur. Edikara faunası hayvanlarının hangi gruba ait oldukları tartışmalı olsa da bilinen ilk "metazoa benzeri" fosilleridir.

İz fosiller

Çok hücreli hayvanlara ait ilk kesin kanıtlar Neoproterozoiğin son zamanlarında Edikara faunasıyla birlikte görülmeye başlanan iz fosilleridir. Bunlar, solucan benzeri canlıların deniz tabanında dolaşırken bıraktıkları izler ve açtıkları yuva delikleriydi. Bıraktığı izlerin karmaşıklığından bu canlıların davranışlarındaki ve vücut yapılarındaki gelişmeler rahatlıkla izlenebilir. İlk karmaşık biçimli denebilecek izleri bırakan ve dünya çapında yaygın fosilleri bulunan canlı Trichophycus pedum'dur. Bu canlı ilk karmaşık yapılı ve gelişmiş hayvan olarak kabul edilir. Trichophycus pedum'un bulunduğu en yaşlı katman Kambriyenin başlangıcı sayılır.

İlk Kabuklu Fosiller

Erken Kambriyenin başlangıcında kabuk fosillerine rastlanmaz. İlk karmaşık iz fosillerinden oldukça sonra kabuklu canlılara ait fosiller kayıtlara girer. İlk kabuklu fosiller oldukça küçük tüpler, dikenler, koni ve plakalardan oluşuyordu. Bu kabukları taşıyan canlıların günümüz gruplarıyla ilişkileri kesinlik kazanmadı. İlk kabuklu fosillerin en ilkel biçimleri Tommotian faunası olarak adlandırılır.

İlk Makrofaualar

Erken Kambriyenin sonlarına yaklaşırken karmaşık yapılı hayvanlar ortaya çıkar. Kambriyen'e özgü kalkerli süngerler olan Archaeocyathaların ortaya çıkması ve resifler oluşturmasıyla ilk Kambriyen makrofaunaları kurulur. Yosun hayvancıkları dışında, fosil kayıtları yeterli olan tüm şubeler Kambriyen'de temsil edilir.

Eklembacaklılar Kambriyenin en çeşitli şubesiydi. Erken Kambriyenin ortalarında ortaya çıkan ilkel eklembacaklılardan olan üç loblular pek çok nişe uyum sağlayıp, dünya çapında yaygınlaşaıp, Kambriyenin ve Paleozoiğin en önemli gruplarından oldu. Orta Kambriyen ve Ordovisyende evrimsel gelişimlerini tamamlayan üç lobluların önemi Ordovisyenden sonra azalmaya başlar, Paleozoiğin sona ermesiyle soyları tükenir. Dallı bacaklılar, derisidikenliler, yumuşakçalar, halkalı solucanlar ve ilkel graptolitler Kambriyenin bazı omurgasız gruplarıydı.

İlk Omurgalılar

Omurgalıların dahil olduğu şube olan Sırtipliler pek çok omurgasız subesi gibi Kambriyende ortaya çıktı. Omurgalıların ortaya çıkışı da Kambriyende gerçekleşti. Yunnanozoon ve Pikaia bilinen ilk sırtiplilerken, Haikouichthys ercaicunensis ve Myllokunmingia fengjiaoa da Erken Kambriyene ait bilinen ilk çenesiz balık fosilleridir

 

Olağandışı Canlılar

Günümüzde varolan şubeler bir yana, Kambriyen denizleri olağandışı canlılarla dolup taşıyordu. Anomalocaris, Wiwaxia, Halkeria, Opabinia bu canlılardan sadece bir kaçı. Anomalocaris Kambriyen'nin en büyük yırtıcısıydı. Beş gözü, itfaiye hortumunu andıran burnu ve loblu vücuduyla Opabinia bildiğimiz hiçbir canlıya benzemez.

Kambriyende deniz yaşamı bir kostümlü baloyu andırırken -mikroorganizmaları saymazsak- karalar tamamen boştu. Mineralleşebilen formlarının ortaya çıkması ya da çeşitlenmesiyle fosil kayıtlarına giren kırmızı algler ve yeşil algler, Kambriyen kendibeslek canlılarının en ileri biçimiydi. Ancak bitkiler henüz ortaya çıkmamıştı

Kambriyen Kitlesel Yokoluşlar

Kambriyen boyunca en az dört kitlesel yok oluş yaşandı. Bunlardan ilki Erken Kambriyende gerçekleşti. Bu olayın sonucunda üç lobluların en eski grupları ve birincil resif yapıcı organizmalar olan archaeocyathidler yok oldu. Diğer üç yok oluş Geç Kambriyenin sonuna düzensiz olarak dağılır. Bu yok oluşlardan üç loblular, dallı bacaklılar ve konodontlar ciddi biçimde etkilendi.

 

 

 

 

 

Arkadaşlarım

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı