« Önceki |

2/7/2007

Evrimin düzenekleri

"En iyi uyum yapan ayakta kalır"

"En iyi uyum yapan ayakta kalır" sözcükleri Darwin-Wallace kuramının anahtarıdır. Fakat besin, yer, su, güneş için bireyler arasındaki savaşımın, zannedildiği gibi büyük evrimsel güç olmadığı, buna karşın döller boyunca sürekli olan populasyonların evrimsel değişme için önemli olduğu daha sonra anlaşıldı. Bu durumda evrimsel değişimlerin birimi bireyler değil populasyonlardır.

DOĞAL SEÇİLİM Bir populasyon, kalıtsal yapısı farklı olan birçok bireyden oluşur. Ayrıca, meydana gelen mutasyonlarla, populasyonlardaki gen havuzuna yeni özellikler verebilecek genler eklenir. Bunun yanı sıra mayoz hücre bölünmesinde oluşan krossing-over, sıçrayan genler, rekombinasyonlar yeni özellikler taşıyan bireylerin ortaya çıkmasını sağlar. İşte bu bireylerin taşıdıkları yeni özellikler nedeniyle, çevre koşullarına daha iyi uyum yapabilme yeteneği kazanmaları, onların, doğal seçilimden kurtulma oranlarını verir. Seçilim uzun döller boyunca sürünce seçilen bireylerin genlerinin frekansı artacaktır. Böylece bir zaman sonra yeni mutasyonların ve rekombinasyonların meydana gelip, uygun olanlarının ayıklanmasıyla da, başlangıçtaki populasyona benzemeyen, tamamen ya da kısmen değişmiş populasyonlar ortaya çıkar.



Dengelenmiş seçilim: Eğer bir populasyon çevre koşulları bakımından uzun süreli dengeli olan bir ortamda bulunuyorsa, çok etkili kararlı ve dengeli bir gen havuzu oluşur. Böylece dengeli seçilim, var olan gen havuzunun yapısını devam ettirir ve meydana gelebilecek sapmalardan korur. Örneğin, keseli ayılar(opossum)60 milyon, akrepler 350 milyon yıldan beri gen havuzlarını hemen hemen sabit tutmuşlardır. Dengeli seçilimde, üstteki ve alttaki değerleri taşıyan bireyler sürekli elendiği için, populasyon dengedeymiş gibi gözükür. Örneğin, bebeklerde kafatasının, dolayısıyla beynin ve keza vücudun büyüklüğü dengeli seçilimin etkisi altındadır. Belirli bir kafatası ve vücut büyüklüğünün üstünde olanlar doğum sırasında annenin çatı kemiğinden geçemedikleri için elenirler, çok küçük olanları da uyum yeteneklerini yitirdikleri için elenirler. Böylece, örneğin bebeklerde beyin ve vücut büyüklüğü belirli sınırların içinde kalır.

Dallanan Seçilim: Dengeli seçilimin tersi olan bir durumu açıklar. Bir populasyonda farklı özellikli bireylerin ya da grupların her biri, farklı çevre koşulları nedeniyle ayrı ayrı korunabilir. Böylece aynı kökten, bir zaman sonra, iki ya da daha fazla sayıda birbirinden farklılaşmış canlı grubu oluşur. (ırk-alttür-tür).Özellikle bir populasyon çok geniş bir alana yayılmışsa ve yayıldığı alanda değişik çevre koşullarını içeren birçok yaşam ortamı(niş) varsa, yaşam ortamlarındaki çevre koşulları, kendi doğal seçilimlerini ayrı ayrı göstereceği için, bir zaman sonra birbirinden belirli ölçülerde farklılaşmış kümeler, daha sonra da türler ortaya çıkacaktır. Bu şekildeki bir seçilim "Uyumsal Açılımı" meydana getirecektir.

Yönlendirilmiş Seçilim :  Doğal seçilimin en iyi bilinen ve en yaygın şeklidir. Özel koşulları olan bir çevreye uzun bir süre içerisinde uyum yapan canlılarda görülür. Genellikle çevre koşullarının büyük ölçüde değişmesiyle ya da koşulları farklı olan bir çevreye göçle ortaya çıkar. Populasyonlardaki özellikler bireylerin o çevrenin koşullarına uyum yapabileceği şekilde seçilir. Örneğin nemli bir çevre gittikçe kuraklaşıyorsa, doğal seçilim, en az su kullanarak yaşamını sürdüren canlıların yararına olacaktır. Populasyondaki bireylerin bir kısmı daha önce mutasyonlarla bu özelliği kazanmışlarsa, bu bireylerin daha fazla yaşamaları, daha çok döl vermeleri, yani genlerini daha büyük ölçüde populasyonun gen havuzuna sokmaları sağlanır.Bu arada ilgili özelliği saptayan genlerde meydana gelebilecek mutasyonlardan,yeni koşullara daha iyi uyum sağlayabilecekler de seçileceğinden ,canlının belirli bir özelliğe doğru yönlendirildiği görülür

2/7/2007

Biyolojinin Önemi

Latince Bios (canlı) ve logos (bilim) kelimelerinin birleşmesinden meydana gelen Biyoloji bugün en popüler bilim dalları arasında belkide ilk sırayı alır. Canlılık insan oğlunun her zaman ilgisini çeken bir husus olmuştur. Aristo'dan bu yana biyoloji alanında bir çok gelişmeler olmuştur. Ama 20. yüzyılda biyoloji alnında yapılan gelişmeler bunlardan binlerce kez daha fazladır. Özellikle elektron mikroskobunun keşfinden sonra canlılık mikro-aleme kayarak hücre ve içeriği incelenmiş, bir müddet sonra bu da yeterli olmayıp gen yapısına kadar inilmiştir. Üniversiteler de biyoloji bilimi geliştirilerek detaylar üzerinde durulmuştur. Bu daha çok moleküler alanda gerçekleşmiştir. Canlılar arası benzerlikten tutunda tedavisine kadar hemen hemen bütün biyolojik olaylarda artık gen yapıları incelenerek neticelere varılmaktadır.

 

Özellikle 21. yüzyılda biyolojinin önemi daha da artacaktır. Çünkü insanoğlu bugün birçok hastalıkla mücadele etmektedir. Bunları da çözecek yine biyoloji olacaktır.

 

Bugün artık, biyoloji bilimi daha geniş bir alanda hizmet vermektedir. Birçok konuyu içine kapsamaktadır. Bundan dolayı alt dallara ayrılarak genişletilmiştir. Örneğin Ekoloji, Fizyoloji, Anatomi, Genetik, Moleküler Biyoloji, Embriyoloji, Mikrobiyoloji, Taksonomi, Sitoloji, Histoloji, Morfoloji gibi...Bilimadamları artık canlıların genetik haritasını çıkarıp yeni canlı modelleri geliştirerek insanoğlunun hizmetine sunmuş ve hayatı kolaylaştırma yollarına eğilmiştir. Artık önceden bazı aksaklıklar bilinecek, yiyecek sıkıntısı bitecek, hastalıklar daha kolay tedavi edilecektir. Ama şu da unutulmamalıdır ki her alanda olduğu gibi insanoğlu biyolojiyi de kötü emelleri için kullanabilir.